
Yaslı gittik şen geldik diye bir marş vardı. İşte pansiyon öyle, pansiyon gurbetin ilk durağı, önce sözü edilir neden sonra hazırlık, okul açılacak gün yaklaşır , evde telaş heyecan gitti gidiyor ve son akşam yemeği , bir pazartesi sabahı bir büyükle birlikte memleketen çıkılır, yol şose , mesafe 60 km. süre iki buçuk saat sonra şehire varılır, oradan yaslı endişeli şekilde okula ulaşılır. Eşyalar pansiyona teslim edilir. Öğrenci sınıfına gidecek ya artık ayrılık zamanıdır; yâni bu okuma dedikleri çokmu lüzumlu idi diye düşünülür, okul koridorunda hüzün içinde ayrılırlar. Baba akşam evde olacak , aile sofranın çevresinde yine toplanacaklar, kendisi olmayacak, keşke ben de onlarla olsam diye gönlünden geçer.
İlk pansiyon akşamı yeni gelenler için sıkıntılıdır. Orta okulda beraber oldukları üç beş kişi de gelmiştir, birbirleri ile teselli olurlar. Başka yerden gelenlerde aynı durumda. Büyükler onlarla “Ana kuzusu.” diye alay ederler. İlk pansiyon haftası buruk geçer. Bir müddet sonra ümit doğar, Cumhuriyet bayramı tatili, önce tatil izni çıktı çıkıyor rüzgarı eser, sonra izin çıkar. İşte o zaman neşe içinde eve dönülürdü. Otobüs muavinleriyle zaten haber ulaştırılmıştır. Bir hazırlığın üzerine varılır, mutluluk şenlik olurdu.
1940lı yıllar ilçe büyük nüfus onbeşbin kadar , üç ilkokul var birisi üç sınıflı yetiyor. 1950 li yıllara doğru ortaokul öğretime başlamış. İleri gelenler kuvayı milliye ruhu ile altı sınıflı ortaokul bınası yaptırmışlar. Birde albüm çıkarmışlar. Şunlar uğraştılar, şöyle oldu, böyle oldu. Temelden inşaattan fotoğraflar, sonra ihata duvarları arasında sıvadan artan kum yığınları ortasında bir bina fotoğrafı , işte bu ortaokul… Hemen Ankaraya heyet siyasiler vs. başarmışlar ki bir müdür bir iki öğretmen gelmiş okul açılmış. ilkokul öğretmenleri ile takviye etmişler. öğrenim başlamış.
İlk başta kaç öğrençi kayıt yaptırmışsa herkes biliyor , 1950 den sonra Demokrat Parti diye öğrenci sayısı artmış. 1956 yılında üç sınıfta toplam 200 kadar öğrenci, birinci sınıf iki şube … Öğrenci sayısı artmış bir ümitle fakat öğretmenler oruç tutmayın… Cumaya gitmeyin demeye… devam ediyorlar..
Lise ve dengi okullar sadece il merkezinde bulunuyordu. Nüfusun çoğunluğu kırsal kesimde lise il merkezinde… İlçeden kırsal kesimden öğrenci okutmak için gelenler durumları iyi ise, yer bulabilirlerse ve üç taksitle yıllık 450 lira verebiliyorlarsa , şartlarını da dolabtır pijama havlu terliktir, yerine getirebiliyorlarsa pansiyonda çocuklarını okutabiliyorlardı. Bu o günler için pek güç yetirilebilecek bir şey değildi…
1956-59 yılları Pansiyonu , lise ve ortaokul için , 160 öğrenci kapasiteli; pansiyonda öğrencilerin bir kısmı parasız yatılı, leyli meccani denilirdi onlara, Devlet Parasız Yatılı İmtihanını kazanmışlar veya Balkanlardan muhacir olarak gelen göçmenlerin çocukları bunlar…Elbise gömlek çamaşır ayakkabı çifte çifte veriliyor giyiyorlar… Parasız yatılı öğrenciler de bir eda bir hava var da; aldıran yok, herkes kendi kendine hemşerileri bir arada başkası ile ilgilenen yok. İl merkezinde tek pansiyon, kapasitesi binanın fiziki kapasite ile ilgili, ancak bu bina ile o kadar öğrenciye hizmet verebiliyorlar. yer bulamayanlar evlere , sanat okulu öğrencileri de evlerde, kenar mahallelerde öğrenci ev tutabiliyor, bir büyük olacak başlarında, bu aklı başında ileri sınıf öğrencisi olabiliyor , daha ucuza geliyor.
Güzün okul açılıyor işte , öğrenci çıkıp geliyor, okula teslim oluyorlar, pansiyon lise binası müştemilatı içinde , ortaokula bitiştirilmiş kocaman bir yatakhane beş aks, akslar arasında yarım duvar, ortada koridor ve koğuşlar; koğuşlar aynı düzende yatak sayısı eşit. Kalorifer yok , soba da yok. Yatakhane girişinde bir lavabo karşışında tuvaletler… Duş yok, yıkanması gerekenler sabah mütalaasına girmez hamama gider, Koğuşların başında revir, Dolabhane bodrumda kapısı yatakhane kapısı yanında, birkat aşağıya iniliyor, burada herkesin getirdiği dolabı var, üstünde valizi. anahtarı cebinde… Etüd ve mütalaa sınıfları orta okul binasının yatakhane ile hemzemin, gündüz ortaokul sınıflarının ders gördüğü dört sınıftan ibaret, üçü lise sınıfları için biri pansiyondaki ortaokul öğrencilerine ayrılmış… Yemekhane okul bahçesi seviyesinde sınıflar arasında bulunan ve kötü hava şartlarında merasimlerin yapıldığı salonun altında , lise ve ortaokul binası arasında … Okul bahçesi öğrenci sayısına göre küçük, bir voleybol sahası, bir kıyıda kooperatif kulubesi, ilerde çamaşırhane ve tuvaletler. Sigara içen öğrenciler o tarafta yoğunlaşıyorlar, onlara “Keş” deniliyor.
Pansiyon proğramına göre öğrenci saat 6 da kaldırılıyor. Bekçi var, son sınıflardan bir mümessil var, sorumlu belletici var. Kaldırıyorlar öğrencileri . 6.30 a kadar lavabo temizlik traş giyinme yatak düzenleme , dolaphane açıktır girilir çıkılır. Çamaşır günü her koğuşun ayrıdır, günü ise çamaşır verilir. Zilden önce mütalaada hazır olunur. lise müdürü lojmanı bitişik. Müdür titiz. Sabah etüdü bir buçuk saat, sıkılan olmaz herkes bir şeyle meşgul olur. Sekize doğru bir kıpırdanma zil beklenir. zille beraber yemekhaneye kahvaltıya inilir. Sabah kahvaltısında daha çok zeytin veya peynir veya sanayağı reçel verilir, çok seyrek yumurta çıkar. masalar sekizer kişilik, ekmek yeteri kadar, çay su bardağı ile, her masaya büyük bir çaydanlık demi suyu şekeri içinde … Kahvaltıdan sonra ders başlar, öğleden önce dört ders yapılır.
Saat 12 civarında öğle yemeği iki porsiyon, iki karavana ile gelir, sekiz tabak vardır, öğrencinin birisi dağıtıverir, çorba et ciğer balık sebze börek vs. verilir. Etler Amerikadan “Marshal Yardımı”ndan gelmiş,. Deponun kapısı yemekhaneye açılıyor, görüyoruz kocaman sevimsiz butlar, üzerinde kesildiği tarihin yazılı olduğu, 1948 yılından önce kesildiği söyleniyor. Taskebab kızartma çıkar yiyen olmaz dökülür. Haftada iki gün öğle yemeğinde tatlı çıkar, çarşamba hafif birşey komposto sütlaç, cumartesi kadayıf tulumba cinsindendir. yokluk yıllarından çıkılmakta olduğundan kimse daha fazlasını istemez ummaz. öğle yemeğinden çıkınca bir koşu, lise arka kapısına yakın bir yerden kalkan ilçe arabalarının muavinlerine dolaşılır. Ne var ne yok öğrenilir. Muavinler de haber hazırlamışlardır, birşey söylerler oradan camiye öğlen namazına…
Öğleden sonra iki ders, saat 15.30 gibi ders biter, gündüzlü öğrenciler giderler. Yatılı öğrencilere çıkmamaları bildirilmiştir. işi olanlar öğrenciler dağılırken çıkar kapı kapanmadan dönerler. kapı kapanmışsa ön kapıya dolaşır kalem defter aldık der girerler. Okul bahçesinde mütala sınıflarında yukarı salonda şurda burda özellikle hemşeri öbekleri birarada vakit geçirirler. 16.30 da zil çalar dolaphane açılır. yarınki proğrama göre alınacak alınır, konulacak konulur girilir çıkılır. Mütalaa sınıflarına girer otururlar. 17 de mütalaa zili. Ders çalışmaya başlarlar, bu mütalaada birde akşam safası vardır. Eğer akşam saat beşten sonra oluyorsa sınıf pencerelerinde tül örtü yok … Akşamın perde perde indiği grinin mavinin morun tonlarıyle 15 -20 dakika içinde karanlığın bastığı müşahede edilir. ders yapanlar ara ara camları takip eder renklere göz atarlar. Mütalaa süresi yetmez bile, etüd sürmekte iken belletici koridorda vaziyet eder, içeri girmez , gürültü de olmaz , kimse de belleticiye birşey sormaz.
Akşam yemeği 18.30 da.. Kuru pilav, nohut makarna, patates bulgur pilavı sebze vs. iki porsiyon yemekten sonra 19.30 a kadar ara vardır. Her kuş alayı ile uçar derler. Herkes alayını bulur oyun sohbet, akşam namazı mutfakta, kapı arkasında mutfak çalışanlarının namaz kıldığı seccadede kılınır. Öğrenciye öncelik tanırlar. Akşam yemek arasında belletici öğrencilerin arasındadır. bir gurub çevresini alır konuşurlar.
19.30 – 21.- İkinci mütalaadır. Çalışma devam eder, dersi hafif olan veya ders çalışmak istemeyenler hikaye roman birşey getirmişlerdir. veya arkadaşlarının birinden bir kitap eğlence bulur. çoğunluk etütde gerektiği sekilde çalışır. Mütalaa bitiminde de derse devam eden olur. Herkes yattıktan sonra sakin bir şekilde çalışırlar. İkinci mütalaa çıkışında dolabhane yatakhane açılmıştır, bir trafik başlar oraya oraya koşarlar, bir de yatsı namazına. Namaz sıranın üstünde kıble belli… Sonra pijama giyilir, diş fırçalanır kimi akşam traş olur, 21.30 da elektrik söndüğünde çoğu yatağında olur. bir iki geçiken de gelir yatar , ses kesilir koğuş uykuya dalar.
Çarşamba gün öğleden sonra ders olmaz, cumartesi günleri öğleden önce dört ders yapılır. çarşamba cumartesi günleri öğle yemeğinden sonra çarşıya çıkılır, biraz dolaşılır sonra falan kardeşler müessesesi falan sineması, filan kardeşler müessesi filan sineması tabelayı böyle asmışlar , biri lisenin yanında biri karşışında… Başka sinema da yok. ses düzeni liseye ayarlanmış aygıtları güçlü plakları ne ise koyuyor dinletiyorlar. öğrenci matinası 14.30, çarşamba iki film konulursa pansiyon öğrencisi pireleniyor yoklama yaparlarsa diye. Çarşamba 17 de mütelaa başlıyor… Cumartesi öğleyin de çarşıya çıkılır. sonra çoğu sinemaya bir kısmı kahveye , akşam yemeği 18.30 da… Yatma saatına kadar serbest, çalışan olmaz muhabbet , cız cinsi oyunlar bir köşede öğrencinin birisi yüzünü buruşturur, şarkı türkü söyler başına birikirler. iki sinemanın müzik yayınları net ulaşır. farkında olmaksızın yayınlar şuur altına yerleşmiştir… Yatakhane açıktır Pijamasını giyenler yatakhanede vakit geçirirler. kovalamaca yastık atma … Saatinde elektrik söner. gürültü daha sonra kesilir.
Pazar günü sabah kahvaltısı yine sekizde , mütalaa yok. Biraz uzatırlar o kadar, çay soğur kahvaltı biter. Hafta içinde proğram yapılmıştır; hamam kütüphane, istasyon, öğrenci evi, kale, havaalanı, bölge vs. Öğle yemeğine kadar ayrı, yemekten sonra ayrı program, ödev yazılı varsa hemen başlanır. Tren istasyonu öğrenciyi meşgul eder, Lokomotifler buharlı simsiyah yağlı kirli görkemli gürültülü, duman buhar cabası, manevra treni geçen yük yolcu trenlerine ilgi vardır. İstasyon yakın yokuş aşağı on dakika sürmez,Gar büyük çevre düzenli, şu bu derken öğle olur. Hava alanına belediye otobüsü vardır. uçağın iniş saatine göre kalkar, öğrenciye indirimli giden eksik olmaz. küçük bir alan 5 km mesafe uçak gelir yolcu iner dönülür. Beden terbiyesi bölge kapalı spor salonunda maç varsa haberi gelir giden gider. Kütüphane açık , sıcak öğrenciye ilgi alaka var, yer sıkıntısı yok. memur yardımcı olur. Güzün baharın müsait olduğunda hazırlanılır patika yoldan kaleye çıkılır, kaleden şehir seyredilir, tesis yok sığınak yok, bir bayrak direği, öğrenci yine de üç beş kere çıkar. Pazar günü bir ara hamama gidilir, sat 17 de mütalaa başlar tatil biter.
Birde pansiyon ramazanı vardır. İftar sahur toplu yapılır, teravih birlikte kılınır.Heyecanlı olur, öğle yemeği akşam verilir, akşam yemeği ve sabah kahvaltısı sahurda verilir. Teravih için isim yazdırılır, ilk yıl teravih mütalaa sınıflarının üst katındaki koridorda battaniyeler üzerinde kılındı. Teravihin ilk kılındığı gün herkes katıldı, koridor doldu taştı sonra oruc tutanların sayısından biraz azaldık. bir başka ramazanda topluca dışarı çıktık camileri gezdik, bazı öğrencilerin teravihe diye çıktığı kahveye gittiği söylendi, o sene hergün bir başka camiyi ziyaret ettik. Her camiyede gidemedik. Kadir gecesi herkesin ilgi duyduğu camilere giderdik, bir defasında keçeciler camisine gittik, çarşıda bir cami, büyük değil… Cami doldu ilaveler doldu, yukarıda kadınlar ve aşağıda yukarıda kıyasıya yer kavgası… Cami ramazan kadir gecesi dinleyen yok. Kapı pencere açık duvarlardan ter iniyor. kısa sürede herşey düzeldi, teravih kılındı ders başladı. marifet iltifata tabidir deniliyor ya kadir gecesi dersleri etkili olurdu. memnun kalırdık birşeyler alırdık. Kadir gecesi teravihten geldikten sonra bize tarif edilen namazı kılmak için mütalaa sınıflarının sıralarını kıbleye çevirdik, tahtaya bilmeyenler için kadir suresini yazdık, kadir gecesi namazını kıldık.
Lise ve ortaokul son sınıflarda o yıllarda bitirme imtihanı vardı.Okulların kapanması ile birlikte lisede biray mezuniyet imtihanı yapılırdı, son sınıflar ders yılı boyunca imtihana odaklanırlar, sözü açılınca kaygılanırlar, öğretmenler korkuturlardı. Haziran ayı sınavla geçerdi. Diğer öğrenciler evlerine gider son sınıf öğrencileri mütalaa sınıflarına yayılır gönüllerince ders çalışırlardı. İki günde bir imtihan yapılır, hazırlık için çalışma için müsait olurdu. Bir de son gün veda gecesi yapılırdı. İdare son akşam yemeğine yemek salata tatlı meyve birşeyler ilave eder, masalar birleştirilir veda başlar.. Artık lise mezunu oluyorsunuz , birçok imkanlarınız oluyor, askerde yedeksubaysınız, üniversite size açık… Pansiyon bir ev aile burada beraber olduk, yedi içtik kader birliği ettik, fakat ayrılıyoruz işte… Birbirimiz unutmayalım.. Bunlar vedalaşırken akla gelen söylenen şeyler… konuşmalardan sonra okul bahçesine çıkılır enstrüman olmaz , koro halinde şarkı türkü söylenir, katılan katılır katılmayan dinler… Terennüm teganni biter, feryat taşkınlık başlar. Ayrılık zamanı gelmiştir ertesi gün son sınav vardır,resim müzik cinsinden de olsa, yinede sınavdır tadında bırakılır; ayrılık nağmeleri dinlediler ya bülbülü keşfetmişlerdir; saat yarıma bir’ede gelmiştir gurup “Çile bülbülüm çile” yi mırıldanarak yatakhaneye yollanır. Ertesi gün sınavı biten ayrılır…



İhsan abi kutluyorum geçmişi bizlere tanıttığın ve kendini mütevazi anlattığın için. Ayrıca kimseyi kırmadan anlatıyorsun. Etem abine çekmemişsin ne güzel.
Hikayelerini 4 gözle bekliyoruz. Sanırım yakında sıra Ankara ve Sakarya günlerine gelecek.
Başarı dileği ve dua ile