<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Babamın Hikayeleri &#187; hadim</title>
	<atom:link href="http://www.babaminhikayeleri.com/tag/hadim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.babaminhikayeleri.com</link>
	<description>İhsan Kelekçi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Feb 2012 18:38:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hâdim</title>
		<link>http://www.babaminhikayeleri.com/hadim/</link>
		<comments>http://www.babaminhikayeleri.com/hadim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2010 20:03:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babamın hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[aşağı kızılkaya]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[hadim]]></category>
		<category><![CDATA[havut]]></category>
		<category><![CDATA[kalınağıl köyü]]></category>
		<category><![CDATA[keme]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[man otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[mernek]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[pelit ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[tomalak]]></category>
		<category><![CDATA[toroslar]]></category>
		<category><![CDATA[ulus gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[vekil öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[yedek subay öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[yeni istanbul gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.babaminhikayeleri.com/?p=574</guid>
		<description><![CDATA[1965-67 yılları Konya&#8230; Şehir ferah, ovası geniş, Türkiyenin tahıl anbarı, Selçuklu eserleri ile meşhur, ticaret sanayi kültür merkezi, Konya&#8217;da Mevlana öne çıkarılmış; halk girişimci, güçlü devasa kuruluşlara sahip, kendisine has görgüsü olan kurallı bir kent&#8230; Cumhuriyetin ilk yıllarında ceza alan şehirde ancak iki kata izin verildiği biliniyor. Atmışlı yıllarda yerleşim alanlarında yüksek binalar görülmeye başlamış. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.babaminhikayeleri.com/wp-content/uploads/2010/01/mernek.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-584" title="mernek" src="http://www.babaminhikayeleri.com/wp-content/uploads/2010/01/mernek.jpg" alt="" width="505" height="161" /></a></p>
<p><a href="http://www.babaminhikayeleri.com/wp-content/uploads/2010/01/mernek.jpg"></a>1965-67 yılları Konya&#8230; Şehir ferah, ovası geniş, Türkiyenin tahıl anbarı, Selçuklu eserleri ile meşhur, ticaret sanayi kültür merkezi, Konya&#8217;da Mevlana öne çıkarılmış; halk girişimci, güçlü devasa kuruluşlara sahip, kendisine has görgüsü olan kurallı bir kent&#8230; Cumhuriyetin ilk yıllarında ceza alan şehirde ancak iki kata izin verildiği biliniyor. Atmışlı yıllarda yerleşim alanlarında yüksek binalar görülmeye başlamış.<span id="more-574"></span><br />
1965 yılı eylülünde yedek subay öğretmenlik hizmeti ile ilgili görev yeri   Hâdim Yukarı Kızılkaya köyü &#8230; Konyada otobüslerin garajı şehrin içinde,oradan diğer şehirlere ve ilçelere giden otobüsler kalkıyor. Garajın sapa bir yerinde Hâdim arabası için bir kulübe konulmuş,dışarıdan parayı uzatıp bilet alınabiliyor. Araba öğleyin Konya&#8217;dan , sabah Hâdim&#8217;den kalkıyor. Bilet verenle konuştuk; Yukarı Kızılkaya köyündenmiş, Konya&#8217;da yerleşmiş köyü anlattı. Arabayı kaçıran bir gün bekliyor. Hâdim arabası MAN burunlu yerli kasa otobüs, dolduğu nadir, yarıya kadar yolcu, tanış olduk cumartesi köyden ilçeye geldiğimizde yerinde yoklardık&#8230; Hâdim&#8217;de o zaman nahiye ve köyleri dahil bir otobüs daha var. Taşkent&#8217;in Sonra şu kadar kamyon Austın bmc tomruk çekiyorlar. Beş altı jip, başka yok&#8230;<br />
Konya Hâdim 130km 3.5saat araba ile, yaz kış farketmiyor. Otobüs Toroslardan sakin sakin inip çıkıyor, vukuat yok. Acelesi yok. Bir defasında iniyoruz. Dağa doğru teker sürterek durdu. Frensiz gittiğimizi öğrendik. Konya&#8217;da frenci ustası; &#8220;Şimdi olmaz Kalması lazım.&#8221;  demiş;  vitesle gider gelirlermiş&#8230; Konya&#8217;dan güzergah Çumra&#8217;ya kadar ana yol, sonra Toroslara tırmanıyor. Dağ yolu, birbirine benzeyen köyler ve Sarıoğlan&#8230; Sarıoğlan sapak, toprak damlı bir kulübe, mecburi durak; Bozkıra yol ayrılıyor. Hâdim&#8217;e devam eden yol Eğiste deresine inip çıkıyor, daha aşağılarda Göksu&#8217;nun kolu bir dere ıssız yerlerden akıp gidiyor Akdeniz&#8217;e&#8230; Yol yükseklere çıkıyor ve  Hâdim&#8217;e geliyor. Hâdim&#8217;den Konya&#8217;ya gidişte Çumra&#8217;ya inerken uçsuz bucaksız bir görünüm veren Konya Ovası&#8217;nı görebiliyorsunuz Nerdeyse  her defasında Hâdimli veya Bozkırlı falan adamın &#8220;Yahu birde Türkiye&#8217;den Suriye ırak gitti toprağı kalmadı. derler şu ovayı görmüyorlar mı?&#8221; Dediği anlatılır.<br />
Hâdim Toroslar da rakım 1500m, Yukarı Hâdim  Aşağı Hâdim iki mahalle&#8230; Merkez Hâdimde Kaymakamlık, Belediye, Ziraat Bankası, ilkokul ortaokul birer adet , iki evden bozma otel, dükkanlar caddenin kenarında iki elin parmakları kadar. Bakkal, kasap,  manifaturacı,kahvehane, terzi, lokal ve tekel bayii.. Evler  caddenin  iki tarafındaki dükkanların arkasında bir sıra; damları toprak . Zaten caddenin uzunluğu   kısacık&#8230;  ana yol caddeyi teşkil ediyor. Yol Taşkente gidiyor, ötesi yok. Geri dönüp geliyor. Diğer Hâdim iki km önce, biraz daha küçük&#8230;</p>
<p>1965 yılı Nüfus Sayımını hatırlıyorum. Yetkililer köylere haber gönderiyor; &#8220;Öğrenciler  merkeze gelsin.&#8221; diye , kamyonları okulların önüne çekiyorlar, galiba anane haline gelmiş , öğrenciler şartlanmış,  itiraz yok, çoçukları kamyonlara dolduruyorlar. Dağ yolundan ilçe merkezine, orada ilkokula iniyorlar, Belediye hoperlörlerinde milli bayramlarda olduğu gibi yıpranmış bir kasetten  &#8220;Anamur yolları.&#8221; türküsü çalınıyor. Gelenlere helva ekmek ikram ediliyor.  İlçe merkezinde akraba evlerine dağılıyorlar. Ertesi gün sayım. Sayımdan sonra kamyonlar çocukları köylerine götürüyorlar. 1965 yılı Hâdim ilçe merkezi nüfusu 7300 civarında. .. 2000 yılı  16000;   Adrese dayalı Nüfus sayımı  2007 yılı   3200&#8230;   Buralar tenha yerler, kuş uçar kervan geçmez, Toroslar da ses seda yok, heybet var&#8230;</p>
<p>Köy büyük sayılır.Nüfus 700, yamaçta kurulmuş, yan tarafta Kızılkaya, altı mağara, Alt tarafında Aşağı Kızılkaya köyü, ileride derede Sazak köyü ve köylerin nisbeten küçük yazıları; karşı da öğlen kayası, uzakta sırtta  Kalınağıl  köyü,  etraf  sessiz&#8230; Bitki örtüsü maki, okulun karşısında  pelit ağaçları üzerinde sincaplar zıplayıp duruyorlar. Köyün bulunduğu yakada tepede her yerden görülen çok konuşulan nirengi noktası bir ağaç; Tomalak&#8230;</p>
<p>Köy ilçeye  7km, yolu dolaşıyor işte,   deregeçitleri ve virajlar yıpranmış, yol kenarında bir namazgah, jipler gidip geliyor. kısa kilometre 12.5 lira alıyorlar. O dönemin Sirkeci Şehremini  7.5 lira  taksi ücretine göre pahalı.  Zaten yükü olmayan binmez. Köylüler ilçeye 5km patika yoldan gidip geliyorlar, yükleri için at katır var. Yol kestirmeden değirmen deresinden  Hâdime ulaşıyor.</p>
<p>Köyde şebeke suyu yok, bir çeşme var, yukarıda köyün üstünde , Havut diyorlar. Elektrik yok, eksikliğini hisseden yok; herkes  5li  7li  gaz lambası ile aydınlanıyor. İki bakkal gıda ihtiyaç maddesi, gaz ispirto (Gaz ocağı için) satıyorlar.Yakacak kadınlardan, köyün yakınlarından sırtları ile odun getiriyorlar. sobada çamaşırda kazanın altında odun yakıyorlar. Evler sırtını  dağa  dayamış, Duvarları taştan örülmüş,  damlar toprak, köyün ortasında cami&#8230; Hoca medrese tahsilli fahri hizmet yapıyor. Hali vakti yerinde iki oğlu var, ilçe merkezinde dükkanları var. küçük oğlu yanında bakkal&#8230; Gün görmüş umur görmüş, geniş ferah&#8230;</p>
<p>Okul ve öğretmen lojmanı girişte&#8230; Mezarlığın yanında okulda iki öğretmen biri asil  diğeri vekil. Asil olan üniversiteye kaydını yaptırmış. Gidecek bekliyor. Vekil öğretmen ilçeden&#8230;  Muhtar ortayaşlı , kısa boylu, fötr şapkalı.Evinin bir odası Muhtarlık, arkada ayrı merdiveni var. Bir odadan ibaret , halı döşeli . yastıklarda halı, bir iki minder ve çekmece&#8230; içinde yazılar , nüfus cüzdanları , defter vs.   Köy katibi ayda bir iki uğruyor. İşini yapıp gidiyor, bekçinin işi başından aşkın,her iş ona&#8230; Muhtar ayda yılda bir oturuyor, İhtiyar heyetinin Amirin Memurun havale ettiği işe bakıyor. Nikah işlemlerini ikmal ediyor. Çiftlerin düğünleri olmuş, çocukları olacak, nüfus cüzdanları çekmecede bekliyor. işlemleri neden sonra yapılıyor, sahifeleri dolduruluyor, İmza muhtarın parmakları;  parmaklarının biri damat için, serçe parmağı gelin için&#8230; Muhtar kıdemli, Muhtarlığın riskli olduğunu söylüyor, köyde komşuların gençlerin düşünmeden hareket ettiğinden, olur olmaz yerde problem çıkardıklarından şikayetçi,  köyde yaylada bazan ihtiyaç olabildiğinden herkesin evinde tabancası bulunduğundan , gençlerin tabanca taşımaya çok meraklı olduğundan, kavga döğüş çıkarsa kendisine yatıştırmak düştüğünden , fakat gençlerin laf söz anlamadığından  bahsediyor&#8230; Buralarda boyu kısa olanlar hedef küçültme açısından avantajlı sayıldığından; muhtarın boyunun kısa olması muhtarlığın temel şartlarındanmış&#8230; Köyde kahve yok.Muhtar 61 oynayacak birini bulursa; iskambilin yeri belli. Bazen okula gelip hatır alıyor &#8220;gece şavkınız sönmedi mi? Bilmem.&#8221; diyor.Giderken &#8220;Hadim&#8217;den size gazete alacak oluyorum.Ulus mu alayım, Cumhuriyet mi alayım, ne alayım?&#8221; diye soruyor.Yeni İstanbul gazetesi al diyemiyoruz&#8230;</p>
<p>Hafta tatili Cumartesi öğleyin başlıyor.Köyde makarna yumurta vs. yapılabiliyor.Hafta sonu hava nasıl olursa olsun Hadim yolu tutuluyor.İlçeden gelen vekil öğretmen kılavuz.Kestirmeden öteki yakaya geçmeden patika yoldan Değirmen deresinden bir saatte Hâdim.Yolda güçlükle uçan keklikler canhıraş kaçıyorlar.Hadim&#8217;de bir gün kalınıyor.Otel Ali Dayının.  Ali Dayı geldiğimiz köyden, Hadime yerleşmiş, bronşiti var, öksürüğü uzun sürüyor.Daha sonra &#8220;Nörüyorsunuz yeğen efendiler&#8221; diyor.Sırtında kalın palto, düğmeleri devamlı açık, başında kalın sekizköşe kasket, otelinin birkaç odası var, beş sekiz müşteri gelir otel dolarsa müşterilerden hatırlısına evindeki kral dairesini tahsis ediyor&#8230;Beyaz badanalı temiz bir oda; akşam yemek veriliyor, mendil serilip sofra kuruluyor, yemek ev yemeği, garnitür ıspanak salatası ve pekmez.  Sonra yer yatağı seriliyor.Müşteriden para da alınmıyor.Hadim&#8217;de Cumartesi Pazar aşçı dükkanında yemek yeniliyor, Pazar günü öğleden sonra vakitlice köye dönülüyor.</p>
<p>Köyde herkes işleri ile uğraşıyor. Ev ,  çoluk çocuk,  ekip diktikleri küçük bir yazı, hayvan, odun&#8230;Çocuklar okula devam ediyorlar.Babaları ağabeyleri dışarda, yılbaşında köye geliyorlar.Yılbaşından önce ve sonra aydın&#8217;da oluyorlar. Aydın gurbetin genel adı para kazanmaya gidiyorlar&#8230;  Büyük küçük malûmatlı,  gurbetten gelenler köyde giyinip dolaşıyor, oturup anlatıyorlar&#8230; Herkes can kulağıyla onları dinliyor. Aydından gelenin haberi yayılıyor, herkes hoşgeldine gidiyor; demli çay, Aladağ&#8217;ın meşhur kaçak tütününün dumanı, gaz lambasının ışığı altında muhabbet geç vakitlere kadar sürüyor.  Şehirler, şehirlerdeki işler, ince ayrıntılar, işlerin püf noktaları anlatılıyor.Çocuklar can kulağı ile dinliyorlar; anlatabilecekleri pek çok şeyi topluyorlar, dışarıda bir şekilde işliyorlar.</p>
<p>Burası köy, arada sırada çok seyrek cemiyet düzenleniyor, düğün cenaze vs. için. Daha çok yılbaşından önce ve sonra tertipleniyor.Erkeklerden kadınlardan kim varsa ayrı ayrı müsait bir eve toplanıyorlar, camiden binlik tesbih getiriliyor, tesbih taneleri ceviz büyüklüğünde, iki üç odayı dolaşıyor. Önce ders çekiliyor sonra yemek&#8230;Yemekten sonra ağzı laf yapanlar anlatıyorlar:</p>
<p>- Bizim köylü falan adam ova köylerine gitmiş, birisine misafir olmuş, yemek yiyorlar, bakmış fareler cirit atıyor.Ev sahibine &#8220;Efendi köyde fare var mı?&#8221; demiş ve yok cevabı almış&#8230;&#8221;Evlerinizde sıçan var mı&#8221; demiş. Ne gezer cevabı almış.&#8221;Yahu sizin evlerinizde keme yok mu yani?&#8221; deyince ev sahibi; &#8220;Pek çoktur, kulağını yerler Dayı.&#8221; demiş.</p>
<p>-Aşağı Mernekli bekçi Zühtü işte bu bizim ören yerinde su kabı bulmuş.Konya&#8217;da antikacıya göstermiş.Adam beş lira, on lira, en son yirmi lira vermiş.Daha fazla vermemiş.Zühtü adama &#8220;Ben bunu kazıp çıkarırken neredeyse kurşun yiyordum.On liraya yirmi liraya vermem,ayakyoluna koyarım.&#8221; demiş.  Niye satayım taharet alırım. rahatlarım ,  demek istemiş.</p>
<p>Sonra tekerlemelere girerler:</p>
<p>-Ye aşını, kıl beşini, tut işini, eğ başını&#8230;Ağırlığın, sağırlığın, bilmemezliğin, görmemezliğin, söylememezliğin canını seven&#8230;</p>
<p>-Atımın öldüğünü aramam, yemini kel tavuklara üleştirmedim&#8230;</p>
<p>-Duvara dayanma yıkılır insana dayanma ölür&#8230;</p>
<p>-Aman denk konuşun, dikkat edin, lafı tam anlatın, eksik bırakmayın.</p>
<p>Herkes yemekte iken damda tabancalar atılır, cemiyet çevre köylere ilan edilir. Tiryakiler , çoçuklar takırtıyı sayarlar.Bir defasında tabancalar atılıyor, erbabı sayıyor. Oradayız  izliyoruz;  birden sayan 10 sayı atlıyor.  itiraz ediyoruz,   işaretle susturup sayıya devam ediyorlar, netice alınınca, itiraz cevaplandırılıyor.  &#8221; Atılan dinamit idi, on sayılır.Sonuç doğru&#8230;&#8221;  Deniliyor.  &#8220;Hangi cemiyette ne kadar mermi atıldı esas sıralamasında&#8221; yerine konuluyor,çetelesini çocuklar tutuyor&#8230;</p>
<p>İlk okula gelince köy okulu eski, bir derslik, bir işlik var.Öğretmen lojmanı bitişik.Okulu köylü yaptırmış.Lojmanın sıhhi tesisatı yok.Ön sınıf derslik bir ve ikinci sınıflar için, arka sınıf işlik,   iki kanat koca kapısı var,  bahçeye açılıyor. üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıflar için&#8230;Toplam öğrenci sayısı yüzün üzerinde&#8230;  Çocuklar konuşmayı iyi becerdiklerinden sıkıntı yok.  Ev köy meydan çocukları yetiştirmiş.Konuşan uzatıyor, ayrıntıya giriyorlar&#8230;</p>
<p>Kış mevsiminde sabahleyin öğrenciler bir odunla geliyorlar.Soba başkanı sobayı yakıyor; ayrıca gelen odunla Amerikan yardımı süttozu kaynatılıyor,içiyorlar.  Her gün sabahleyin öğrenciler okul bahçesinin kapısında karşılanıyor, problemler de başlıyor:</p>
<p>-Odunu getirdik.Şu numaralı öğrenciler bizi kızındırmıyorlar.</p>
<p>Birisi ağlamaya başlasa, çevresindekiler bunu falan ağlattı diyorlar. Ağlatan öğrenci:</p>
<p>-Ben bir şey yapmadım. Kıymık elim değdi,   ağlaya gidiverdi&#8230;</p>
<p>diyor. Kıymık eser miktarı, cımmık daha küçük&#8230;</p>
<p>Günümüzde yaygın öğrenci servisi 1965lerde Hâdimin Köyünde uygulanıyor.her gün okul bahçesinin girişine nazlı öğrenci falan annesinin sırtında geliyor ve akrabası vekil öğretmen ile öğrenci grubu tarafından karşılanıyor.  Elinden tutup yukarı çıkarıyorlar.</p>
<p>Sonra ders başlıyor .   Derslikte bir kaç sınıf var. Birine ders verilirken diğer sınıf görevlendiriliyor, çocuklar zeki,  kitapları tamam,  derse ilgi duyanlar çoğunlukta.  Sınıfta canı sıkılan yok gibi,  ortaokul&#8217;un lise&#8217;nin sözü edilmiyor. Herkes aydına gideceği günleri düşünüyor.Beşinci dersin sonunda öğrenciler uğurlanıyor&#8230; İzin mazaretleri:</p>
<p>-Çocuk dayama, üzüm kese gitme, çamaşır yayka gitme,  pontil diktire Hâdime gitme, saç kestire gitme&#8230;</p>
<p>Mazeretini söyleyen öğrenci izinli olduğunu biliyor.</p>
<p>Ders sonunda öğrencilerin hepsi koşup gitmiyorlar.Çenebaz çocuklar günün kritiğini yapıyor, anlatıyor  uzatıyorlar,  Haydi bakalım doğru eve denildiğinde:</p>
<p>-Bir de radyo çalıvereyim  diyor, bildikleri bir iki türküyü söylüyorlar,  gönülsüz gidiyorlar.</p>
<p>Karneye daha çok ilgi duyuyorlar.. İyinin pekiyiden farklı olduğunu o zaman anlıyoruz. Orta zayıf zaten yok da, iyisi fazla olan öğrencinin birisi:</p>
<p>-Kendimi dereye ata gidiyorum.</p>
<p>diyor.Ardına öğrenci takıyoruz.Ailesine haber veriyoruz, aman şuna bakın diye&#8230;</p>
<p>Karnesinde iki iyi ,diğerleri pekiyi olan bir öğrenci:</p>
<p>-Tamam da; falanın karnesi hep pekiyi, hemen benim şu iki iyi  pekiyi yapılsa diye geliyor.Zor gönlünü ediyoruz.</p>
<p>ve sınıfa mektup geliyor.Aydından&#8230;  Geçen yıl mezun olan bir öğrenci göndermiş ve bir de fotoğraf koymuş, tabi siyah beyaz&#8230;</p>
<p>Hepimize selam yazmış:</p>
<p>-İşim iyi saat aldım, gözlük aldım, maydın çorap aldım .</p>
<p>Diye ilave etmiş.Maydın çorap pahalı çorap.Kendi parasıyla almış&#8230;</p>
<p>Sonbaharda  köy okulu  şehirden sonra açılıyor.  Bir ay önce  de    30 Nisan&#8217;da kapanıyor.  1967 yılının 30 Nisanında Hadim&#8217;den ayrılıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.babaminhikayeleri.com/hadim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelemezsin</title>
		<link>http://www.babaminhikayeleri.com/babamin-hikayeleri-gelemezsin/</link>
		<comments>http://www.babaminhikayeleri.com/babamin-hikayeleri-gelemezsin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 14:08:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babamın hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[esans]]></category>
		<category><![CDATA[hadim]]></category>
		<category><![CDATA[havut]]></category>
		<category><![CDATA[kızılkaya]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[kordon]]></category>
		<category><![CDATA[mernek]]></category>
		<category><![CDATA[tilkilik]]></category>
		<category><![CDATA[tomalak]]></category>
		<category><![CDATA[toros]]></category>
		<category><![CDATA[yayla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eminkelekci.com/blog/?p=355</guid>
		<description><![CDATA[Hadim Merneği bileniniz vardır. Toroslarda bir köy. 1960&#8242;lı yıllarda Konya&#8217;ya üç saat. Yazısı yaylası deresi var. Yazısı küçük. Arazi taş kaya mağara. Mernek&#8217;lilerin gözü dışarıda. Mevsiminde &#8220;Aydına gidiyoruz&#8221; diyorlar yurt sathına bir esans çantası ile çıkıyorlar. Sonra ne çıkarsa bahtına. Ya kış harçlığıyla dönüyorlar veya Karaman, Ereğli, Konya, Isparta v.s. de iş kuruyorlar. Yer kiralıyorlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-358" title="esans" src="http://www.eminkelekci.com/blog/wp-content/uploads/2009/06/esans.jpg" alt="esans" width="460" height="175" /></p>
<p>Hadim Merneği bileniniz vardır. Toroslarda bir köy. 1960&#8242;lı yıllarda Konya&#8217;ya üç saat. Yazısı yaylası deresi var. Yazısı küçük. Arazi taş kaya mağara. Mernek&#8217;lilerin gözü dışarıda. Mevsiminde &#8220;Aydına gidiyoruz&#8221; diyorlar yurt sathına bir esans çantası ile çıkıyorlar. Sonra ne çıkarsa bahtına. Ya kış harçlığıyla dönüyorlar veya Karaman, Ereğli, Konya, Isparta v.s. de iş kuruyorlar. Yer kiralıyorlar. Otel, kahve işletiyorlar.</p>
<p>Köyde herkesin kulağı kirişte. Çoluk çocuk Aydının yeni haberleri peşindeler. Bir şekilde ulaşan esansçıların haberleri kulaktan kulağa dolaşıyor. Bunlardan birisi şöyle:</p>
<p>Merneklilerden şehirde hatırı sayılır iş kurmuş bir patron ile esansçılığa henüz başlamış bir genç İzmir&#8217;de karşılaşmışlar. Bayramlardan haberlerden birbirini tanıyorlar. Ooo dayı vay yeğen derken; köyden, köy muhtarından, aşağı dükkandan, Hoca&#8217;nın dükkanından, falanın babası filan ağadan, Aşağı Mernek köyünün muhtarının babasının odun taşıyan köylülere arka yıktırdığı türküden, yayla, havut, tomalak kızılkaya uzatmışlar. Patron:</p>
<p>- Yeğen sağol iyi oldu. Kordonda beş yıldızlı falan otelde kalıyorum. Oraya patronlar, mebuslar, turistler gelir. Sen gelemezsin. Ben gideyim&#8230; demiş. Genç cevap vermiş:</p>
<p>- Dayı sağol iyi oldu. Konak Tilkilik&#8217;te (İzmir&#8217;in Sirkeci&#8217;si) boş yıldızlı falan otelde kalıyorum. Oraya garipler, işçiler, berduşlar gelir. Sen de oraya gelemezsin demiş. Dayısı hak vermiş.</p>
<p>- Doğru söylüyorsun yeğen efendi demiş.</p>
<p>İhsan Kelekçi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.babaminhikayeleri.com/babamin-hikayeleri-gelemezsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

