<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Babamın Hikayeleri &#187; kapalı ekonomi</title>
	<atom:link href="http://www.babaminhikayeleri.com/tag/kapali-ekonomi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.babaminhikayeleri.com</link>
	<description>İhsan Kelekçi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Feb 2012 18:38:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Onpara</title>
		<link>http://www.babaminhikayeleri.com/onpara/</link>
		<comments>http://www.babaminhikayeleri.com/onpara/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 May 2010 15:24:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babamın hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[aşçı dükkanı]]></category>
		<category><![CDATA[aziz]]></category>
		<category><![CDATA[çarşı]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[hamit]]></category>
		<category><![CDATA[helva]]></category>
		<category><![CDATA[helvacı]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[onpara]]></category>
		<category><![CDATA[pekmez]]></category>
		<category><![CDATA[reşat]]></category>
		<category><![CDATA[sucuk]]></category>
		<category><![CDATA[tahin]]></category>
		<category><![CDATA[tereyağı]]></category>
		<category><![CDATA[tulum peyniri]]></category>
		<category><![CDATA[türk lirası]]></category>
		<category><![CDATA[yol vergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.babaminhikayeleri.com/?p=683</guid>
		<description><![CDATA[1940lı yıllarda kapalı ekonomi hüküm sürmektedir.   Kapalı ekonominin görünür özelliği ihtiyacın önemli bölümünün mahallen karşılanmasıdır. Çarşıya pazara bağımlılık sınırlıdır.   Daraltılmış piyasa  tetbirli hareket etmektedir.  Esnaf arasında  &#8220;On paralık kına al, onu sat gine al.&#8221; kuralı geçerlidir.  Bir kuruş kırk para,  on para kuruşun dörtte biri&#8230;  Para birimi Türk Lirası,  lira yaklaşık 7.2 gram altına tekabül ediyor, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.babaminhikayeleri.com/wp-content/uploads/2010/05/onpara.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-696" title="onpara" src="http://www.babaminhikayeleri.com/wp-content/uploads/2010/05/onpara.jpg" alt="" width="505" height="161" /></a><br />
1940lı yıllarda kapalı ekonomi hüküm sürmektedir.   Kapalı ekonominin görünür özelliği ihtiyacın önemli bölümünün mahallen karşılanmasıdır. Çarşıya pazara bağımlılık sınırlıdır.   Daraltılmış piyasa  tetbirli hareket etmektedir.  Esnaf arasında  &#8220;On paralık kına al, onu sat gine al.&#8221; kuralı geçerlidir.  Bir kuruş kırk para,  on para kuruşun dörtte biri&#8230;  Para birimi Türk Lirası,  lira yaklaşık 7.2 gram altına tekabül ediyor, altın lira Osmanlı&#8217;dan beri Reşat, Aziz, Hamit olarak  piyasada; Cumhuriyetle birlikte  &#8220;Cumhuriyet Altını&#8221; adını almış.  Liranın as katları kuruş ve para;   bir lira yüz kuruş,   bir kuruş kırk para&#8230;<span id="more-683"></span></p>
<p>2010 yılı başlarında Cumhuriyet Altını 350 TL seviyesinde,   bu hesaptan o günkü kuruş 3.5 TLye  onpara 0.90 TL ye eşit oluyor. TL den atılan altı sıfırın ilavesi ile  onparanın 2010 yılı değeri eski TL ile 900.000 TLyi bulmaktadır.</p>
<p>O devirde esnafın dükkanında çeşit olarak bulunduracağı kına miktarı mesela bir veya iki  kilo ise  bu paraya  onparaya  alınabiliyor. Kına geçer akçe , o yılların insanlarının kadınının erkeğinin ihtiyacı ilacı; sabah akşam alıyorlar. Esnaf satıyor bitiriyor, hemen yenisini koyuyor.  Burada stok kontrol esası  öne çıkarılıyor. Günümüzde parası olan satıcı olsun  tüketici olsun indirim ve kampanyalar da stoku tercih etmekte ,  ancak işletme esaslarına göre stok için  % 30 a varan maliyet hesaplanmakta olduğunu bilmemektedir.  Bunun külfet olduğunu  o günün esnafının kavradığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>O yıllarda birim fiatlar onpara, birkuruş, yüzpara&#8230; İhtiyaç maddelerinin çoğu bahçeden   tarladan,  avludaki inekten tavuktan ,   evin kilerinden&#8230; Ev ekonomisi esaslarına göre  mevcutlardan birazda yardımlaşarak herkes bir şekilde  ihtiyacını gideriyor  şükür ediyor.   Paraya fazla bir ihtiyaç  kalmıyor, çünkü para yok  &#8230; Cebinde beş kuruşu olan  çarşıya giderken cebini beş kere yokluyor, para yerinde duruyor mu diye bakıyor, ne yapsın ihtiyaç için gidiyor  paraya  bir zarar gelirse telafisi güç oluyor&#8230;</p>
<p>Onparanın esas işlevini helvacı dükkanlarında gördüğü anlatılıyor.  Aşçı dükkanı var da nisbeten pahalı olduğundan itibar eden yok.   Rağbet helvacılara&#8230;  Köylü kentli işçi  pazarlı pazarsız öğleyin akşamleyin dükkanları doldururlar.  Terazi kefeleri üzerinde daraları olduğu halde iner kalkar durur. Tezgahtarlar pratiktir, müşterinin istediği  gıda maddelerini  kağıt külahla metal tabakla  tartıp verirler,  bunlar  beşparalık onparalık  onbeşparalık  tahin pekmez helva zeytin tulumpeyniri tereyağ sucuk vs. dir,  birde  gevrek pişkin pazarekmeği (pide) &#8230; Vatandaş bunlarla birkaç kuruşa karnını tıkabasa doyurabiliyor.</p>
<p>Onpara  beşkuruş   birlira  değeri  gittikçe büyüyor ; birlira büyük para,  Yol Vergisi  hane başına bir  lira iki lira&#8230;  ödeyen var da   Fakat ödeyemiyen çok, bulsa ödeyecek, bulamıyor ödeyemiyor .  Müeyyidesi hapis cezası .  İlçenin nüfusu onbin ayrıca elliye yakın köy, hapishane de üçbuçuk kişi var . Harbin yokluğun tesiri ve  ahlaki altyapının etkin olması ile  suç işleme oranı asgari seviyede.  Cinayet olsun trafik kazası olsun nadirattan,   ölümlü birşey olmayagörsün gazete manşet atıyor,  nasıl aksettirildi ise haber yayılıyor,  falan aşık filan aşık  olay için  destan çıkarıyorlar; pazarlarda  teganni ile okunarak satılıyor. .  Hapishanelerde adam yok.  amma yol vergisi hapishaneleri dolduruyor.  Arkası geliyor tarihi bir cami hapishane yapılıyor.  cami büyük  içi dolu.  Vergiyi ödeyemeyenler doldurmuş. Onparayı onparanın üzerine koyabilse, beş  onkuruş   ellikuruş  bir lira yapabilse  kurtulacaklar. Bulamıyorlar, hapishaneden çıkamıyorlar, çocuk çoluk perişan oluyor.</p>
<p>1940lı yılların sonlarına doğru onpara daha tedavüldedir ne var ki ağır ağır ortadan  kalkar gibidir.  artık çarşı pazar onparaya itibar etmez olurlar. Fakat 1948 yılında biz çocuklar onparayı arama ile bulabilirdik.  bulduğumuzda  heyecanla çeşme arardık,  suyu circir az akan, müşterisi az olan, kadınların uğramadığı, tenha çeşme&#8230; çünkü uğraşılacak, çeşme taşında su ile onparayı sürterek  parlatır, doğru tenekeciye götürür  yüzük yaptırırdık. Tenekeciler bu işi severlerdi, yapmakta olduğu ibrik musluk kandil neyse  işi bırakır; göstermelik bir ölçü alır , havya kızgın lehim hazır. Tel bulur kıvırır,  lehim dokundurur,   şöyle bir evirir  çevirir&#8230; bu kalite kontrol oluyor, beğenmezse bir kısa işlem daha . sonra verir beş kuruş  alırdı&#8230;</p>
<p>Artık kuruş yüzpara işe yaramıyordu  da, yine de üstüne  başına dikkat etmeye başlayan, ne olduysa burnunu havaya kaldıran kasılan  tiplere :</p>
<p>-Anlaşılan cebinde  onparası var, ayakları yere değmiyor.</p>
<p>Denilirdi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.babaminhikayeleri.com/onpara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapalı Ekonomi</title>
		<link>http://www.babaminhikayeleri.com/babamdan-hikayeler-3-kapali-ekonomi/</link>
		<comments>http://www.babaminhikayeleri.com/babamdan-hikayeler-3-kapali-ekonomi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 22:01:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babamın hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[turşu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.eminkelekci.com/blog/?p=340</guid>
		<description><![CDATA[Adam iktisatla geçinirmiş. Yazdan kurusunu yaşını temin eder, yılına kadar yetecek yiyeceğini kilerine koyarmış. O yıl da temin etmiş, kilerini doldurmuş, kışın kilerinden yemeye başlamış. O sene turşusu iyi çıkmış. Turşu iyi çıkmış ya ha babam bulgur, hamır aşı derken kışın ortasında kurusu yaşı bitmiş. Hiç alışkın olmadıkları bir şey. Anbarın çuvalın diplerini yiyorlar. irmik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-343" title="tursujpe" src="http://www.eminkelekci.com/blog/wp-content/uploads/2009/06/tursujpe.jpg" alt="tursujpe" width="420" height="300" /></p>
<p>Adam iktisatla geçinirmiş. Yazdan kurusunu yaşını temin eder, yılına kadar yetecek yiyeceğini kilerine koyarmış.</p>
<p>O yıl da temin etmiş, kilerini doldurmuş, kışın kilerinden yemeye başlamış. O sene turşusu iyi çıkmış. Turşu iyi çıkmış ya ha babam bulgur, hamır aşı derken kışın ortasında kurusu yaşı bitmiş.</p>
<p>Hiç alışkın olmadıkları bir şey. Anbarın çuvalın diplerini yiyorlar. irmik, kepek&#8230; Kimseye bir şey söyleyemiyorlar. Herkes bunları tedbirli biliyor.</p>
<p>Bir gün komşunun cemiyeti olmuş. Çağırmışlar. Çorba var, pilav var. Yenilip içiliyor. &#8220;Komşular bizde bir şey kalmadı&#8221; diyecek, diyemiyor. Sonra sofrada turşuyu görmüş. Göstermiş onlara parmağıyle:</p>
<p>- İşte bu benim düşmanım demiş.</p>
<p>- Hayır ola turşu senin nasıl düşmanın olur demişler, anlatmış:</p>
<p>- Bu sene turşu iyi çıktı. Ne varsa yedik tükettik. Farkında olmadık. Evde bir şey kalmadı demiş. Komşular:</p>
<p>- Biz seni bu sene idare ederiz. Daha önce niye söylemedin. Sen de en iyisi gelecek sene turşu yapmazsın. Sırtımızdan inersin&#8230;</p>
<p>demişler.</p>
<p><strong>İhsan Kelekçi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.babaminhikayeleri.com/babamdan-hikayeler-3-kapali-ekonomi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

